Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin, "2013 yılı Ocak ayından itibaren şahsım, çalışma arkadaşlarım, ailem, çocuklarım üzerinden inanılmaz bir karalama kampanyası ile karşı karşıya kaldım ve çok açık bir biçimde çok üst düzey bir kişi, bir Bakan tarafından, 2013 yılında 'Fetullah Hoca'nın selamı var. Tayyip Bey seni Milli Eğitim Bakanlığına müsteşar olarak alacak, seni uyarıyoruz. Gidersen, kabul edersen seni rezil edeceğiz, insan içine çıkamaz hale getireceğiz.' Bunu arkadaşlar bakın, bir Bakan söyledi." dedi.

Tekin, Cihannüma Derneğince Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Sorunlar ve Sorumluluklarımız" konferansında yaptığı konuşmada, 28 Şubat sürecinde iyi eğitim almış, kendini iyi yetiştirmiş, idealist Müslüman gençlerin bir köşeye atıldığını belirterek şöyle devam etti:

"Hiç kimsenin bir bireyle bağlantısı yok, herkes ötekileştirildi. Arkamıza dönüp baktığımızda selam verecek adam bulamıyoruz. Ben o tarihte Cumhuriyet Üniversitesinde araştırma görevlisiydim, yemekhaneye giderken benimle beraber aynı masaya oturan arkadaş, masadan kalkıp gidiyordu. Böyle vebalı, hastalıklı insanlar haline dönüştürüldük. Bir el bizi birdenbire bu şekilde tanımladı. Birbirimizden koptuk. Necip Fazıl'ın şiirindeki gibi 'İpi kopan bir tesbih tanelerine dönüştük". Hangimiz nerede, kim ne ile meşgul, hangi sorunlarla uğraşıyor, bilemez hale geldik."

28 Şubat'ın oluşturduğu tahribatın hala bütün etkileriyle devam ettiğini ifade eden Tekin, "O 28 Şubat'tan önce devlet kuran, devletle alakalı idealist düşüncelerini dile getiren kitle, tamamen birbirinden kopmuş, aynı kamu kurumunda çalışan iki kamu görevlisi birbirini tanımıyor. Hangi idealler uğuruna daha önce birlikte mücadele ettiklerini bilmez halde böyle bir tablo söz konusuydu." dedi.

Tekin, Türkiye'de her darbeden sonra, her darbeyi kurgulayanların bir sonraki seferde nasıl bir darbe yapacaklarına dair kendilerini bir adım daha geliştirerek hareket ettiklerini vurguladı.

"Bunlar hep prezantabl insan olarak karşımıza çıkartıldılar"

28 Şubat'ı yapan iradenin FETÖ ile o tarihte aleni bir şekilde ittifak yaptığını belirten Tekin, şöyle konuştu:

"Önümüze böyle yeni bir bariyer koydular. Her alanda bu insanlar sivil toplum örgütü kurdular. Her alana girdiler. Bir başka şey daha yapıldı. 28 Şubat darbesini yapanlar, 28 Şubat zihniyetinin devam etmesi yönünde o dönem beli güçlerle iş birliği yaptılar ve iş birliği yaptığı güçlere belli alanları, sektörleri ihale ettiler. Eğitim sektörü mesela bu anlamda FETÖ'ye ihale edilen alanlardan bir tanesi. Sivil toplum bunlara ihale edilen alanlardan bir tanesi. Sadece şunu söyleyeyim size o tarihlerde yadırgamıştık, Fetullah Gülen çıkıp, 'Devlet istiyorsa, o tarihte okullarımızın anahtarını teslim etmeye hazırız' diyordu. Okulları azaldı mı? Okullarda ulaşamadıkları ailelere, dershaneler üzerinden sirayet etme, birden bire bakıyorsunuz toplumun her kesimini kuşattılar. Önlerine çıkabilecek diğer engelleri bir anda denklemin dışına ittiler ve benim 1990'lı yıllarda ifade ettiğim diğer İslami yapıların hepsi, bir anlamda tu kaka haline geldi, kendini iyi yetiştirmiş, medeni sadece Fetullahçılar kaldı. Kamu kurumlarında personel alınırken, üniversitelerde bunlar hep prezantabl insan olarak karşımıza çıkartıldılar. Hep onlar tercih edilir hale geldi."

Tekin, Müslüman kesimlerin hep eleştirildiğini dile getirerek aleyhlerine dosyalar oluşturulduğunu ve sistemin dışında tutulduklarını ifade etti.

Kendisinin o dönemdeki iletişim kopukluluğunu çok eleştirdiğini de aktaran Tekin, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Artık bir sonraki kuşak yok. Bu hale gelmiştik. 2009 yılında bunları tartıştık ve bunun bizim için Türkiye'nin geleceği ve önündeki sorunları aşabilmek için çok ciddi bir problem olduğunu, bu problemi aşmak için de bizim kuşağın sorumlulukları olduğunu düşünerek bir araya geldik ve Cihannüma denilen yapıyı oluşturduk. Ben şunu övünerek söylüyorum Cihannüma'nın kuruluşu, 28 Şubat'a karşı yapılmış en anlamlı hareketlerden birisidir. Cihannüma ile biz bütün bu 1990'lı yıllarda Türkiye'nin geleceğini düşünen insanları tekrar bir araya getirip, sorumluluklarımızı hatırlatıp, aynı kuşakları yeniden idealist bir bakış açısıyla geleceğe bakmak konusunda tekrar bir araya getirmek istedik."

Tekin, eski ideal gençliğin olmadığına da işaret ederek "Gençlerimiz yeniden idealist olarak yetişsinler. Bu bizim bireysel olarak, insani olarak sorumluluklarımız. Bunu yapmak durumundaydık. Cihannüma bu anlamda bizim için önemli bir çıkış noktası oldu." dedi.

"Karalama kampanyası ile karşı karşıya kaldım"

Tekin, Milli Eğitim Bakanlığında 2013 yılında göreve gelir gelmez, söylemleriyle alakalı tehdit edildiğini anlatarak şöyle devam etti:

"Bu tekelleşmenin, ülkenin bağımsızlığına, ülkenin geleceğine ciddi bir ihanet olduğunu alelen söylediğim için, bu ülkenin çocuklarını, gençlerini, dershaneler üzerinden devşirip beyinlerini yıkayarak yabancılaştırdıklarını, alelen söylediğim için 2013 yılı Ocak ayından itibaren bu anlamda şahsım, çalışma arkadaşlarım, ailem, çocuklarım üzerinden inanılmaz bir karalama kampanyası ile karşı karşıya kaldım ve çok açık bir biçimde çok üst düzey bir kişi bir bakan tarafından, 2013 yılında 'Fetullah Hoca'nın selamı var. Tayyip Bey seni Milli Eğitim Bakanlığına müsteşar olarak alacak, seni uyarıyoruz. Gidersen, kabul edersen seni rezil edeceğiz, insan içine çıkamaz hale getireceğiz' bunu arkadaşlar bakın, bir Bakan söyledi."

"Her türlü ahlaksızlığı rahatlıkla görebileceğiniz bir yapı kurgulanmış"

"Bizim bu anlamda ilk yaptığımız, yerli bir politika üretecek yeni bir mantıkla Milli Eğitim Bakanlığını yeniden organize etmekti" diyen Tekin, böylece Türkiye'nin sorunlarına, problemlerine ilişkin için bir adım attıklarını anlattı.

Tekin, bütün bakanlıkların yerli, milli ve bu ülkeyi bir arada tutacak değerleri referans gösteren yeni bir algıyla bütün politikaları yeniden masaya yatırması ve yepyeni bir süreç başlatması gerektiğini vurguladı ve "İçimizdeki bütün virüslü hücreler arındırılmalı." diye konuştu.

Tekin, şunları kaydetti:

"Milli Eğitim Bakanlığının ihalesi, bütün alt kadroların ihalesi 28 Şubat ile beraber bunlara verilmiş. Diledikleri her şeyi yapmışlar. Her türlü ahlaksızlığı rahatlıkla görebileceğiniz bir yapı kurgulanmış. Dolayısıyla 15 Temmuz bu anlamda bizim için bir süreç. Bu mikropları, virüslü hücreleri atmak için yepyeni bir anlayışla, yepyeni bir paradigmayla yeni Türkiye'nin inşası için adımlar atılması gerekiyor. Bugünlerde konuşulan yeni anayasa sürecine de bu çerçevede bakmak lazım. Bu söylediğimin aslında siyasete, bürokrasiye yönelik adımlarından bir tanesidir. İki yıl önce bugünkü Cumhurbaşkanımız Başbakan iken yeni Türkiye imasını vurgusunu bu sebeple yapmıştır. Biz gerçekten yepyeni bir Türkiye her açıdan yerli argümanlarla yola çıkan bir Türkiye olarak yola devam edeceğiz. Bütün kurumlarımız bu anlamda sorumluluklarını yerine getirecek."

Konferansa, Trabzon Valisi Yücel Yavuz, İl Milli Eğitim Müdürü Hızır Aktaş ile çok sayıda vatandaş da katıldı.